İSTANBUL GİBİ OLACAK

İSTANBUL GİBİ OLACAK

07 Eylül 2018

İzmir, inşaat firmalarının bir süredir gözdesi halinde. bölgesel olarak sürekli artarak devam eden inşaat alanları ve projelerle gelişen dikey mimarisiyle 'İzmir' adından sıkça söz ediliyor. Bayraklı, Mavişehir, Karşıyaka da yükselen binalar oldukça dikkat çekici. hızla devam eden projeler ve gelişen bölgeler sebebiyle birçok ilden göç almaya başladı.

İzmir Mimarlar Odası Başkanı Halil İbrahim Alpaslan, İzmir’in 10 yılda İstanbul gibi olacağını söyledi. Alpaslan, "Kentin birçok yerinde yüksek binalar ortaya çıkmaya başladı. Şimdi sorunu şöyle ele almak gerekiyor. Herhangi bir otorite baştan yüksek yapıya karşı önyargı ile yaklaşmaz. Yapı yapıdır, gerekirse yüksek, gerekirse alçak yapılır. Dünyada da böyledir zaten. Şöyle bir şey var, yüksek yapılar özel binalardır. Siz beş katlı bina yapar gibi, 50 katlı bina yapamazsınız. Çünkü bu binaların çok ciddi bir yapılma sistemleri vardır. Öncelikle mühendislik, mimarlık bilgisi gerektirir. 7-8 katlı bina yaparken rüzgarın yönünü çok fazla düşünmezsiniz, ama 50 katlı binada bu çok önemlidir. Bu binalar kentsel anlamda da çok önemlidir” şeklinde konuştu.

İzmir’de yüksek binaların hızla arttığını söyleyen Alpaslan, “Güneş alımından, trafik yükünden elektrik yüküne, su yüküne, kanalizasyon yüküne kadar her şey kente etki yapabilir. Gerektiği şekilde yapılırsa, yüksek yapıya kimse karşı çıkmaz. Ama her yere yüksek kat verirseniz, bu kentte çok sıkıntılara yol açarsınız. İşte bir örneği de Basmane. Şimdi burasını düşünün, diğer olumsuzlukları bir kenara koyun, trafik yükünü ne yapacaksınız. Basmane zaten şu anda sıkışan bir bölge. 90’lardan itibaren İzmir’de yüksek binalar artmaya başladı. Mimarlar Odası dedi ki; ‘Siz gerekli olduğu şekilde planlama yaparsanız, bu kente yüksek yapılar yapabilirsiniz. Ama böyle olur olmaz yerlere yüksek yapı yapamazsınız. 3-5 parseli birleştirip bina dikerseniz, bu doğru bir şey olmaz.’ Ama ne yazık ki bu yine çok dinlenmedi. Rahmetli Ahmet Piriştina zamanında bu konuda biraz daha dikkatli davranılıyordu. Bayraklı bölgesi bazı ilkeler çerçevesinde yüksek yapılarla dolacaktı. Ama bugün geldiğimiz noktada bu ilkelerin yerinde yeller estiğini görüyoruz. Mesela Bayraklı’da yapılar yükselecekti ama çevresi kamusal alan olacaktı. Ama bugün baktığımızda yüksek yüksek yapıların altında alışveriş merkezleri var. Planlama karmaşası da söz konusu” diyerek ekledi.

Alpaslan planlanmanın çok önemli olduğunun altını çizdi. "Türkiye’de belediye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Özelleştirme İdaresi yetkili ve birçok kurum planlama yapabiliyor. Dolayısı ile planlamanın doğru bir şekilde ya da sağlıklı bir şekilde takip edilebilmesi çok zor. Süreç nasıl işliyor derseniz, plan değişikliği yapılıyor. Genelde bu yüksek yapılar, böyle plan değişiklikleri ile ortaya çıkıyor ve bu plan değişikliği ilan ediliyor. Bu değişikliği kim yapabiliyor. Bahsettiğim gibi genelde belediye veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı plan değişikliklerini yapıyor. Sadece bu ikisi ile sınırlı değil, daha birçok kurum da yapabiliyor ama ağırlıklı olarak bu ikisi yapıyor ve ilan ediliyor. Biz bu plan değişikliklerini takip ediyoruz. Takibi de kendimiz yapıyoruz. Kimse bize bir şey bildirmiyor ve fikir sormuyor. Bu ilan sürelerinde sakıncalı durum görürsek plan değişikliklerine itiraz ediyoruz” ifadelerini kullanarak konunun ciddiyetini vurguladı.

Haberi Paylaş: